3 Haziran 2014 Salı

THE ELEPHANT MAN

David Lynch, 8 dalda Oscar adayı filminde Joseph Merrick'in gerçek ve son derece çarpıcı hayat öyküsünü anlatıyor.

Victoria dönemi İngilteresinde yaşayan Joseph Merrick (John Hurt), ender görülen bir hastalık yüzünden ileri derecede şekli bozuk bir bedene ve yüze sahiptir. 


Gezici bir kumpanyada Fil Adam takma adıyla sergilenmekte ve kafes hayvanı muamelesi gördüğü çok zor bir hayat geçirmektedir.


 Dr. Frederick Treves (Anthony Hopkins) adında genç bir cerrahın onu içine hapsolduğu korkunç hayattan kurtarmasıyla hiç alışık olmadığı güzel bir dünyaya adım atar. Ancak acı ve korku dolu geçmişi Merrick'i bu yeni dünyada da takip edecektir.

BLACK



Kör ve sağır bir kızın bir öğretmen sayesinde hayata nasıl tutunduğunu ve nasıl yaşam mücadelesi verip kazandığını, sonunda da öğretmeni aynı duruma düşünce ona nasıl umutsuzca öğretmenlik yaptığını konu almaktadır.


Kör ve sağır doğan Michelle ailesi tarafından anlaşılamamaktadır. Annesi ve babası Michelle'i akıl hastanesine göndermeden önce son kez bir öğretmen tutup şanslarını denemek isterler.


Başta öğretmenle iyi anlaşamasalarda bu öğretmenin kızı başarılı bir şekilde eğittiğini görünce bu öğretmenle yola devam ederler ve Michelle bu öğretmen sayesinde üniversiteye gider ancak sonra Michelle'in öğretmeni Alzehimer hastası olur ve Michelle'e bakamayacak duruma gelir.


Bir gün michelle öğretmeninden onu öpmesini isteyip hayatının en büyük hatasını yapar.öğretmenini zorlar ve öğretmeni onu öper.o artık yoktur.michelle her pazar öğretmeninin gelmesi için kilisede duâ eder12 yıl sonra onu ilk kelimeyi öğrendiği çeşmede bulur.


Artık öğretmen olma sırası Michelle'dedir kendi öğretmenine ona öğrettiklerini geri öğretmek için umutsuzca çabalar. Başarılı bir Bollywood dram filmi.

SOL AYAĞIM

Christy Brown, beyin felçli olarak dünyaya gelir ve hiçbir zaman hareketlerini kontrol altında tutamaz. erotik film izle Ayrıca tüm yaşamı tekerlekli sandalyede geçer.


Bir gün sol ayağının bu felçten etkilenmediğini keşfeder ve onunla hayata bambaşka bir biçimde tutunur. Bu onun için bir şanstır.
Üzerinde çalışmaya başlar ve bu yolla kendi ruhunda saklı yeteneği açığa çıkartır. Sadece sol ayağını kullanarak yazdığı romanlar ve şiirler, onun İrlanda edebiyatının saygın isimleri arasına girmesini sağlar.

1 Nisan 2014 Salı

Something The Lords Made



Alan Rickmann ve Mos Def'in başrollerini paylaştığı mükemmel bir film. mavi hastalık adı verilen rahatsızlığın tedavisini bulmaya çalışan iki doktorun tedavi aşamalarında yaşadıklarını konu edinir. Mos def ve alan rickman'ın performansları takdire şayandır.


Asıl işi marangozluk olan viven thomas'ın tek hayali doktor olmaktır. bir gün enteresan deneyler yapan bir doktorun yanında, köpeklerin bakımı için( deneylerde kullanılan köpekler) işe başlar. Ancak o kadar yeteneklidir, doktor bu dehayı görmezden gelemez ve asistanı olarak çalıştırmaya başlar.




Gerçek bir hikayeyi anlatan bu film, tam bir başarı öyküsüdür. izlerken vay anası, ben niye bu kadar zeki değilim, dur alıyım elime şu bisturiyi, başlıyım kesmeye şu köpecikleri dedirtir. 



Sonuç olaraktan gayet güzel filmdir, tavsiye edilir.

Les Quatre Cents Coups




400 darbe "okul kırmak" anlamına gelen bir Fransız deyimidir. Ödevini yapamadığı için ceza alma korkusu ile okuldan kaçan küçük kahramanımız yolda arkadaşı ile yürürken annesini bir yabancının kollarında görür. Ertesi gün okula gittiğinde öğretmeni niçin okula gelmediğini sorar ve çocukannem öldü der. Öğretmeni çocuğun ailesi ile konuşur. Ailesi ve öğretmenleri neden böyle bir yalan söylediklerini öğrenmeye çalışırlar. Daha sonra küçük çocuk ve arkadaşı bulundukları yerden kaçmaya karar verirler. Amaçları denize ulaşmak ve orada yaşamaktır; fakat hiçbir şey istedikleri gibi gitmez.


François Truffaut'un 1959 yapımı filmi sinema sanatının başyapıtları arasındadır. Film mevcut düzen ve toplumsal yapıya eleştirel bir açıyla yaklaşır.Cahiers du Cinema dergisinde yazdığı yazılarda, Fransız sinemasını ağır bir dille eleştiren Truffaut, 400 Darbe ile yaptığı bu eleştirileri sinema dilinde de anlatmış ve Fransa'da yeni bir akımın doğmasını sağlamıştır.



Die Welle


"dalga" yeni dalga akımına göndermelerle dolu benim görüşümde mükemmele yakın bir filmdir. Anarşist bir öğretmene otokrasiyi öğretme görevi verilirse neler olur derseniz cevabı burada. Bugünün Almanya'sında geçen filmde Almanya'ya bir daha faşizmin gelmeyeceğini söyleyen bir öğrencisine bunu gerçekleştirerek göstermeye çalışan bir öğretmenin hikayesini anlatıyor.



 İnsanların nasıl bu kadar otokrasiye yatkın olduğunu, özgürlüklerinden vazgeçtiklerini gördükçe içiniz ürperecek ve sürekli bir acaba sorusu soracaksınız kendinize. ancak filmde yönetmen bizlere otokrasiyi kötülemek için provanın bile çok tehlikeli olduğunu anlatmış. Daha doğrusu gözümüze sokmuş.


Dalga adındaki örgütün (projenin) nasıl yanda topladığı, gerçek hayatında silik ve itelenmiş kimselere nasıl kimlik ve kişilik verdiğini gördükçe olaylara bakış açınız, teröristlere, holiganlara ve binimum fanatiklere olan bakışlarınız bir anda farklılaşacaktır.

Dangerous Minds


 Dangerous Minds ilk bakışta okulda hayla sınıfa gelip onları uslandıran kahraman bir öğretmeni anlatan klasik filmleri andırıyor ama filmi izledikçe farkedeceksiniz ki bu film onlardan tamamiyle farklı. Günlük hayatımızda türkiyede olduğumuz için göremeyeceğimiz karakterler karşımıza çıksa da senaryoda ki gerçekçilik ve akıcılık bizleri yapmacık olduğu hissinden uzaklaştırıyor. Filmde en çok sevdiğim yönlerden biri ise hiç beklenmeyen şeylerin oluşu. O sayede kahraman, herşeyi düzelten sahtelik kokan öğretmen imajından kurtuluyor Michelle Pfeiffer.



Öğrenciler ilk bakışta hoyrat, laftan anlamayan insanlar olarak görünse de içlerine girdikçe onları bu duruma getiren başka maddi ve manevi durumların olduğu anlaşılabiliyor. Özellikle kavga eden çocukların bahaneleri sosyal ortamın nasıl onlar üzerinde etkili olduğunu, mahalle baskısı denen kavramın ne denli güçlü olduğunu bize gösteriyor.


Çok klasik olacak ama filmden çıkartabileceğimiz sonuçlardan biri insanları anlamak için onların davranışlarını değil davranışlarının altında yatan sebepleri anlamamız gerektiğidir. İkincisi ise başarının altında yatan şeyin azimli ve  doğrı bir şekilde çalışmak olduğudur.